["İşte sana haber verdiğimiz bu elçilerimizin bazılarını bazılarına vahiyde, kendilerine tabi olan kimselerde ve derecelerinde üstün kıldık. Onlardan kimi ile Allah konuşmuştur. Örneğin Musa -aleyhisselam-. Kimini de yüksek derecelere eriştirmiştir. Bunun misali de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in insanlara gönderilmesiyle birlikte peygamberlik sona ermiş ve onun ümmeti diğer ümmetler üzerine fazilet bakımından üstün kılınmıştır. İsa -aleyhisselam-'a ise ölüleri diriltmek, körleri ve abraşlıları iyileştirmek gibi peygamberliğine delalet eden açık mucizeler verdik. Allah Teâlâ'nın emirlerini yerine getirmeye güç yetirebilmesi için onu Cebrail -aleyhisselam- ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine gelen apaçık delillerden sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler ve fırkalara bölündüler. Onlardan bir kısmı iman etti; bir kısmı da küfre girdi. Eğer Allah dileseydi, birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat Allah, dilediğini yapar. Allah dilediği kimseleri rahmeti ve fazileti ile imana iletir. Hidayet eder ve dilediği kimseleri de adaleti ve hikmeti ile saptırır.","Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve O'nun resulüne tabi olun. Size rızık olarak verdiğimiz çeşitli helal şeylerden kıyamet günü gelmeden önce (Allah yolunda) harcayın. O gün, insanın hiç bir fayda elde edebileceği alışverişin olmadığı, bu zorluk zamanında arkadaşlığın ve dostluğun fayda vermediği, aracılığın herhangi bir zararı savamadığı ve bir fayda veremediği bir gündür. O gün, ancak Allah'ın izin vermesinden sonra ve kendilerinden razı olduğu kimseler için bir fayda vardır. Kâfirler, Allah'a karşı nankörlük edip küfre girdiklerinden dolayı işte asıl zâlim olanlar onlardır.","Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmayandır. O; kamil bir hayata sahip olan ve kendisine ölümün ve bir eksikliğin asla ulaşmadığı el-Hayy'dır. O, kendi nefsi ile kaim olan ve yarattıklarının hepsinden müstağni olan (onlara hiçbir şekilde ihtiyaç duymayan) ve mahlukatın tamamının ise her halinde kendisine muhtaç olup O'nun ile kaim olduğu el-Kayyûm'dur. O'nu uyuklama ve uyku almaz. Bu O'nun hayatının ve kendi nefsi ile kaim oluşunun kemâli sebebiyledir. Göklerde ve yerdeki mülk tek başına O'nundur. O'nun izni olmadan O'nun katında hiç kimse şefaat edemez. (Ancak O'nun izninden ve razı olmasından sonra biri, başka bir kimse için şefaatçi olabilir) O, yarattığı kullarının işlerinde vuku bulan her şeyi bilendir ve aynı şekilde onların gelecekte karşılaşacakları ve meydana gelecek olan şeyleri de bilendir. Kullar, Allah'ın ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar ve kuşatamazlar. Ancak Allah'ın kendilerine izin verdiği kadarını kavrayabilirler. O'nun kürsüsü -burası Rabb Teâlâ'nın ayaklarını koyduğu yerdir- bütün genişliğine yüceliğine rağmen gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak ve bunları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O, zatı, kadri ve üstünlüğü ve galip oluşu ile yüce olandır. Mülkünde ve hükümranlığında azametli olandır.","İslam dinine girişte herhangi bir kimseye zorlama yoktur. Çünkü İslam; apaçık ve hak dindir. Hiç kimsenin (dine girmek için) zorlanmasına ihtiyacı yoktur. Hak yol batıl yoldan ayrılmıştır. Kim, Allah'ın dışında ibadet edilen her şeyi reddeder ve onlardan uzak durur ve tek olan Allah'a iman ederse kıyamet günü kurtuluşa erinceye kadar kopmayacak olan en güçlü vesile ile İslam dinine yapışmış ve tutunmuş olur. Allah, kullarının söylediklerini hakkıyla işiten, yaptıklarını hakkıyla gören (kıyamet günü kullarına) yapmış oldukları şeylerin karşılığını verecek olandır.","Allah, kendisine iman edenleri dost edinir, onları başarılı kılar ve onlara yardım eder. Onları küfrün ve cehaletin karanlıklarından imanın ve ilmin nuruna çıkarır. Kâfirlerin dostları, Allah'a ortak koşulan ortaklar ve putlardır. Onlara küfrü süslü göstermişlerdir. Onları imanın ve ilmin nurundan, küfrün ve cehaletin karanlıklarına çıkarırlar. İşte bunlar cehennem ehlidirler ve orada ebedî bir şekilde kalacaklardır.","Ey Peygamber! İbrahim -aleyhisselam- ile Allah'ın rububiyeti ve tevhidi hakkında tartışıp çekişen şu azgın adamın cüretkârlığından daha çok şaşılacak bir şey gördün mü? Bu azgın adamdan bu cüretkâr tavır meydana gelmiştir. Çünkü o, Allah'ın kendisine mülk verdiği bir kimsedir. İbrahim -aleyhisselam- ona, Rabbinin sıfatlarını açıklayarak şöyle demiştir: \"Benim Rabbim yaratılmış olan varlıkları yaşatan ve onları öldürendir.\" Azgın olan o kimse ise inat ile; \"İstediğimi öldürüp istediğimi bağışlayarak ben de öldürür ve yaşatırım.\" dedi. Bunun üzerine İbrahim -aleyhisselam- ona, daha büyük bir delil ile geldi ve şöyle dedi: \"Muhakkak ki benim Rabbim güneşi doğduğu yerden getirir, sen de güneşi batıdan getirsene!\" dedi. Bu güçlü ve üstün gelen delil karşısında azgın kimse şaşırdı ve kesiliverdi. Allah, zulümleri ve azgınlıkları sebebi ile zalimleri kendi yolunu tutmak hususunda muvaffak kılmaz.","Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış, sakinleri helak olmuş ve ıssız hale gelmiş bir köye uğrayan kimsenin halini gördün mü? Bu adam şaşkınlık ile şöyle demişti: \"Ölümünden sonra bu köy halkını Allah nasıl diriltecek?\" Böylece Allah, bu adamı yüz yıl öldürdü ve sonra diriltip ona: \"Kaç yıl ölü olarak kaldın?\" diye sordu. O, cevaben şöyle dedi: \"Bir gün yahut daha az\" Allah, ona: \"Hayır, aksine tam yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak ki değişikler en çabuk yiyecek ve içecekte olmasına rağmen o bulunduğu hal üzere kalmış ve henüz bozulmamıştır. Ve ölü eşeğine de bak. Seni insanlara onlar öldükten sonra tekrar diriltileceklerine dair açık bir delil kılacağız.\" dedi. \"Şimdi sen eşeğinin birbirinden ayrılıp uzaklaşmış olan kemiklerine bak, onları nasıl kaldırıyor ve birbirine geçirip düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyor ve böylece ondaki hayatı nasıl geri döndürüyoruz.\" dedi. Adam bunu görünce onun için işin hakikati ortaya çıktı ve Allah'ın kudretini anlayıp itiraf ederek dedi ki: \"Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir.\" dedi.","Ey Peygamber! İbrahim -aleyhisselam-'ın Rabb’ine; \"Ey Rabbim! bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster? dediğini hatırla. Allah ona: Yoksa buna inanmadın mı? dedi. İbrahim -aleyhisselam-:İnandım, kesinlikle iman ettim. Fakat kalbimin daha çok tatmin olması için istiyorum, dedi. Yüce Allah, ona emrederek şöyle buyurdu: \"Yanına dört çeşit kuş al, sonra onları kesip parçala, ardından etrafındaki her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Onlara canları geri dönmüştür. Ey İbrahim! Bil ki Allah mülkünde Azîz'dir, işinde, şeriatinde ve yaratmasında hakîm olandır, buyurdu. ","Mallarını Allah yolunda harcayan müminlerin örneği, bir çiftçinin verimli bir araziye ektiği yedi başak bitiren bir tane gibidir. Her başakta yüz tane vardır. Allah kullarından dilediğine sevaplarını kat kat, hesapsızca ve bol olarak verir. Allah, ihsanı bol olan ve çokça sevap almayı hak eden kullarını hakkıyla bilendir.","Mallarını Allah'a itaat etme ve O'nun rızasını kazanmak uğrunda harcayıp, bu çabalarından sonra yaptıklarının sevabını boşa çıkaracak, başa kakma ve minnet altında bırakma gibi davranışlarda bulunmayanların mükâfatları Rableri katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda da onlara bir korku yoktur. Onlar elde ettikleri yüce nimetlerden dolayı geçmişte olanlara üzülmeyeceklerdir.","Müminin kalbine mutluluk veren güzel söz ve sana kötülük yapanı affetmen; sadaka verilen kimseye, verilen sadakanın başa kakılması ve incitme ile verilen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah'ın, kullarına ihtiyacı yoktur ve O, kullarını cezalandırmakta acele etmeyendir.","Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Başa kakmak suretiyle eziyet ederek sadakalarınızın sevabını ifsat etmeyin. Böyle yapanların misali insanların onu görmesi ve övmesi için malını sarf eden kimseye benzer. O kimse kâfir bir kimsedir. Allah'a ve Kıyamet gününe iman etmez ve Kıyamet günündeki sevap ve cezaya da iman etmez. Bunun misali; üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer. Bu kayaya sağanak bir yağmur isabet ettiğinde onun üzerindeki toprağı alıp götürür ve böylece o kaya, üzerinde hiçbir şey olmayan bir kaya haline gelir. İşte riya yapanların amellerinin ve vermiş oldukları sadakaların sevaplarının gidişi de böyledir. Böyle kimseler için Allah katında amellerinden hiçbir şey kalmaz. Allah kâfirlere hidayet etmez. Onları rızasına, onlara fayda verecek olan amellere ve infak etmeye ulaştırmaz. ","Nefisleri sıdk ile mutmain olmuş bir şekilde mallarını Allah'ın hoşnutluğunu talep etmek ve içlerindeki imanı sağlamlaştırmak için sarf edenlerin durumu ise, bir tepe üzerindeki bahçenin durumu gibidir. Bol yağmur isabet edince meyvelerini kat kat verir. Bol yağmur yağmazsa hafif bir yağmur yağsa, toprağının güzel olması sebebi ile bu ona yeter. İşte ihlas sahibi kimselerin harcamalarını Allah böyle kabul eder ve onların harcamaları az dahi olsa Allah onların ecirlerini kat kat verir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. İhlas sahibi kimselerin ve riya yapan kimselerin durumu Allah'a gizli kalmaz. O, herkese hak ettiğinin karşılığını verendir.","Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından tatlı sular akan ve kendisi için orada her çeşit güzel meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, sonra buranın sahibine kendisi bakıma muhtaç ve çalışamayan durumda olan çoluk çocuğu varken ihtiyarlık gelip çatsın. Bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek bahçesinin tamamını yakıp kül etsin! Hâlbuki o, buna kendisinin yaşlılığında ve çocuklarının acizliğinde en çok ihtiyaç duyar bir haldedir. İşte malını insanlara gösteriş yapmak için sarf eden kimsenin durumu bu adamın durumu gibidir ki; o kıyamet günü Allah'ın huzuruna iyi amelleri olmadan gelir. Hâlbuki onun, iyi amellere en çok ihtiyaç duyduğu zaman Kıyamet günüdür. İşte Allah, bu örnekteki açıklamada olduğu gibi dünya ve ahirette size faydası olan şeyleri açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.","Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve O'nun resulüne tabi olun. Kazandıklarınızın helal olanların iyilerinden ve yerden size çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Sakın bunların kötülerinden infak etmeyin. Size verildiğinde, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Size verildiğinde kendinizin kabul etmeyeceği bir şeye nasıl olur da Allah için razı oluyorsunuz. Biliniz ki Allah zengindir. Sizin verdiklerinize muhtaç değildir, zatında ve fiillerinde övgüye layık olandır.","Şeytan sizi, fakirlik ile korkutur ve size cimriliği telkin eder. Yine size günah işlemeyi ve masiyeti emreder. Allah ise size, büyük bir bağışlanma ve bol rızık vadeder. Allah fazlı geniş olan ve kullarının hallerini hakkıyla bilendir.","Allah, dilediği kuluna sözde doğruluğu ve amelde doğru hal üzere olmayı nasip eder. Kime bunlar verilmiş ise, ona pek çok hayır verilmiştir. Allah'ın ayetlerini ancak, kamil akıl sahipleri düşünürler ve O'nun ayetlerinden ibret alırlar. Böylece onlar, bu şekilde ayetlerin nuru ile aydınlanırlar ve doğru yola iletilirler.","Allah'ın rızasını kazanmak kastı ile az ya da çok olarak yaptığınız her harcama yahut sizlere farz olmamasına rağmen kendiliğinizden, isteyerek yerine getirdiğiniz hayırlı nafile ameller yüce Allah tarafından bilinmektedir. O'nun katında bunlardan hiçbir şey zayi olmaz. O, bunların karşılığını en büyük şekilde verecektir. Üzerlerine farz olan sorumlulukları yerine getirmeyen ve Allah'ın sınırlarını aşan zalimlerin kıyamet günü kendilerinden azabı savacak hiç bir yardımcıları yoktur.","Sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan vermeniz güzeldir. Sadakaları gizliden vermeniz ise açıktan vermenizden daha hayırlıdır. Çünkü bu ihlasa daha yakındır. İhlaslı kimselerin sadakaları, onların günahlarının örtülmesine ve bağışlanması sebep olur. Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilir. Sizin hallerinizden hiçbir şey ona gizli kalmaz.","Ey peygamber! İnsanların hakkı kabul etmeleri, hakka boyun eğmeleri ve buna gelmeleri için onları doğru yola iletmek sana ait değildir. Sana düşen ancak onlara bu hakkı göstermen ve onlara hakkı öğretmendir. Hakkı kabul hususundaki muvaffakiyet ve hidayete iletilmek Allah'ın elindedir. Allah, dilediğini doğru yola iletir. Hayır olarak harcadıklarınızın iyiliği size döner. Çünkü Allah'ın buna ihtiyacı yoktur. Yapacağınız hayırlar ancak Allah'ın rızasını kazanmak için olmalıdır. Gerçek müminler, sadece Allah'ın rızasını kazanmak için infak ederler. Hayır olarak verdiğiniz az ya da çok ne varsa; karşılığı size tam olarak eksiksiz bir şekilde verilir. Muhakkak ki Allah hiç kimseye zulmetmez.","Allah yolunda cihat etmeleri rızık olarak bir şeyler bulmak için yolculuğa çıkmalarına engel olan fakirler için de malınızdan bir pay ayırın. Onların durumundan haberdar olmayan kimseler iffetlerinden dolayı isteyemedikleri için bu fakirleri zengin zannederler. Onları tanıyan kimseler ise, üzerlerinde ve kıyafetlerinde ihtiyaç sahibi olduklarına dair açıkça görülen işaretler ile onları bilirler. Onların özelliklerinden biri de ihtiyaçlarını insanlardan ısrarla isteyen diğer fakirler gibi değildirler. Allah, sizin mallarınızdan ve diğer şeylerinizden infak ettiklerinizi hakkı ile bilir. Allah size bu yaptıklarınızın karşılığını büyük bir ecir olarak verecektir.","Allah'ın rızasını kazanmak için mallarını riya ve gösteriş olmaksızın gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükâfatları kıyamet günü Allah katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda onlara korku yoktur. Onlar, Allah'tan bir fazilet ve nimet olarak dünyada gelip geçen şeylere de üzülmezler.","Faiz yiyenler ve faizle çalışanlar, kıyamet günü kabirlerinden Şeytan çarpmış kimselerin düşüp kalkması gibi kalkarlar. Bu; onların faiz yemeyi helal saymaları ve faiz ile Allah'ın helal kıldığı alım-satımın arasını ayırmamaları sebebiyledir. Onlar:\"Zaten alışveriş de faiz gibidir\" dediler. Çünkü bunlara göre her ikisinde de malın artması vardır. Bundan dolayı Allah, onların sözünü reddetmiştir. Allah Teâlâ onların bu kıyaslarını ve yalanlarını boşa çıkarmış ve alım-satımı, içinde genel ve özel faideler olması sebebi ile helal kıldığını açıklamıştır. Faizi ise; insanların mallarını haksız olarak ve zulüm ile bir karşılık olmaksızın yemeyi içerdiği için haram kılmıştır. Artık kime, Rabbinin katından içerisinde faizden sakındıran ve bundan yasaklayan öğüdü ulaşmışsa o kimse faize son versin ve bundan dolayı Allah'a tevbe etsin. O kimsenin tevbe etmeden önce faiz yoluyla aldıkları sebebiyle kendisine bir günah yoktur ve artık gelecekte onun işi Allah'a kalmıştır. Artık her kim de Allah'ın yasaklamasından sonra tekrar faiz yemeye dönecek olursa, bu kimseye delil ulaşmış ve hüccet ikame olunmuştur. Cehennem'e girmeyi ve ebedi kalmayı haketmiştir. Bu ebedi kalmaktan kasıt faizi helal görererek yemek ya da Cehennem'de uzun bir müddet kalmaktır. Muhakkak ki, ebedi bir şekilde kalmak sadece kâfirler içindir. Tevhid ehline gelince Cehennem'de ebedi olarak bırakılmayacaklardır.","Allah, faizden gelen malı somut olarak telef eder yahut soyut anlamda içerisindeki bereketi alıp, giderir. Sadakaların ise karşılığını kat kat vererek arttırır ve sadaka verenlerin mallarını çoğaltır. Her iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık bulur. Sadaka verenlerin mallarına bereket verir. Allah, hiçbir inatçı, haramı helal sayan, isyana ve günah işlemeye devam eden kâfiri sevmez.","Şüphesiz Allah'a iman edip resulüne tabi olanlar, salih amel işleyenler, namazı Allah'ın emrettiği gibi tam bir şekilde kılanlar ve zekâtı hak eden kimselere verenler için Rableri katında mükâfatları vardır. Karşılaşacakları şeylere dair onlar için bir korku yoktur ve onlar gelip geçen dünya ve onun nimetleri hususunda da mahzun olmayacaklardır.","Ey Allah’a iman eden ve resulüne uyanlar! Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'tan korkun. Gerçekten müminler iseniz Allah'ın yasaklamış olduğu faizi ve insanların yanında size ait olan faiz mallarından geri kalanı istemeyi bırakın.","Eğer emrolunduğunuz şeyi yapmazsanız, bunun Allah’a ve elçisine karşı açılmış bir savaş olduğunu kesinlikle bilin. Şayet Allah'a tövbe eder ve faizi terk ederseniz, borç verdiğiniz ana paranız sizindir. Böylece ana paranızın üzerine ilave olarak bir şey almamak sureti ile kimseye zulmetmemiş ve malın eksiltilmemesi ile de zulme uğramamış olursunuz.","Eğer verdiğiniz borcunuzu kendisinden istediğiniz kimse darda ve borcunu ödeyemiyor ise, mal elde edip eli genişleyinceye ve borcunu ödeyinceye kadar ona mühlet verin. Verdiğiniz şeyi almayıp, istemeyi bırakmak sureti ile yahut da bir kısmını sadaka olarak bağışlarsanız, biliniz ki bunun fazileti Allah Teâlâ katındadır.","Hepiniz, Allah’a döndürüleceğiniz o günün azabından korkun. O gün; siz O'nun huzurunda duracaksınız. Sonra herkese hayır ve şer olarak kazandığının karşılığı verilir. Ne sevaplarınızın eksiltilmesi ile ve ne de günahlarınıza karşılık olan cezanızın artırılması ile zulme uğratılmazsınız.","Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Belirli bir süreye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman aranızdan bir kâtip onu doğru ve hak olarak yazsın. Kâtip, Allah'ın kendisine öğrettiği gibi şeriata uygun bir şekilde yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan kimse katibe yazdırsın. Böylece bu ondan borç aldığına dair bir onay olsun. Borçlu kimse, Rabbinden korksun ve borcunun türünden, miktarından ve sıfatından herhangi bir şeyi eksiltmesin. Eğer borçlu kimse küçük olması yahut akılsız, deli olması sebebiyle yahut da dilsiz olması ve benzeri sebeple bunu yapamıyorsa, ondan sorumlu olan velisi hak ve insaf ile bunu yazdırsın. Borcu yazmak için adil ve akıl sahibi iki erkek şahit getirin. Eğer iki erkek bulamazsanız, bir erkek ve iki kadın şahit getirin. Kendilerinden din ve emanet hususunda razı olduğunuz bir erkek ve iki kadın şahit getirin. Eğer bu iki kadından biri unutacak olursa diğeri ona hatırlatsın. Şahitlerden borç ve borca dair şahitlik etmeleri istenirse bundan imtina edip, geri durmasınlar. Borcu belirlenen süreye kadar yazmaktan üşenmeyin. Borcu yazmak; Allah'ın dininde daha adaletli olan bir davranıştır ve şahitlerin şahitliğinin eda edilmesi için de tam olanıdır. Aynı şekilde şüpheyi ortadan kaldırmak için de en güzel olan budur. Borcunun türü, miktarı ve süresi hususundaki şüpheyi ortadan kaldırmak için de en doğru olan yol bu yoldur. Ancak aranızda yaptığınız alışverişin peşin bir ticaret olması ve malın bedelinin de hazır olması halinde ihtiyaç duyulmadığı için yazmayı bırakmanızda bir beis yoktur. Şahitlere ve borcu yazan kimselere bir zarar yoktur. Kendilerinden yazmaları ve şahitlik yapmaları istenen kimselere zarar vermeniz caiz değildir. Eğer sizden böyle bir şey sadır olursa bu Allah'a taatten çıkıp masiyete girmektir. Ey müminler! Allah'ın emirlerini yerine getirip ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Allah, dünya ve ahirette sizin yararınıza olacak olan şeyleri açıklamaktadır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.","Eğer yolculukta iseniz ve sizin için borç belgesini yazacak olan bir kâtip de bulamamışsanız, hak sahibinin borç verdiği kimse borcunu ödeyinceye kadar bir güvence olarak borca karşılık rehin alması yeterlidir ve bu onun hakkıdır. Eğer birbirinize güvenirseniz verilen borç, borç verilen kimsenin zimmetinde bir emanettir. Kendisine güvenilen kimse borcunu ödesin. Borç alan kimsenin Allah'tan korkması ve aldığı borçtan hiçbir şeyi inkâr etmemesi gerekir. Eğer borç alan kimse borç aldığını inkâr edecek olursa, bu borç alıp verme olayına şahitlik eden kimse buna dair şahitliğini yerine getirsin. Şahit olan kimsenin şahitliğini gizlemesi caiz olmaz. Kim onu gizlerse, o mutlaka günahkâr ve fâcîr bir kalbe sahiptir. Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilendir. Hiçbir şey ona gizli kalmaz. O, yaptığınız amellere göre size hak etiğiniz karşılığı verecektir.","Göklerde ve yerde ne varsa bunların yaratılması, sahipliği ve idaresi tek olarak Allah'a aittir. Sizler kalplerinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah bunu bilir. Allah, bunun üzerine sizi hesaba çekecektir. İşte bundan sonra Allah, rahmeti ve fazlı ile dilediği kimseyi bağışlar. Adaleti ve hikmeti ile de dilediği kimseye azap eder. Allah her şeye kadirdir.","Resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbinden kendisine indirilen her şeye iman etmiştir. Müminler de. Hepsi de Allah’a, meleklerinin hepsine, peygamberlerine indirdiği kitaplarının hepsine ve Allah'ın gönderdiği resullerinin hepsine iman etmişlerdir ve şöyle demişlerdir: \"Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırmayız\" Şöyle dediler: \"Bize emrettiğin ve bizi yasakladığın her şeyi işittik, bize emrettiklerini yapmak ve yasakladıklarından kaçınmak hususunda sana itaat ettik. Rabbimiz! Bizi bağışlamanı dileriz. Şüphesiz her işimizde dönüşümüz ancak sanadır.","Allah, bir kimseyi ancak güç yetirebileceği amellerden sorumlu tutar. Çünkü Allah'ın dini kolaylık üzerine bina edilmiştir ve O'nun dininde meşakkat yoktur. Kim hayırlı bir amel yaparsa ona yaptığı amelin sevabı eksiltilmeden verilir. Kötü amel işleyen kimseye de yaptığı kötü amelin karşılığı olarak günah vardır. Bu kimsenin günahını bir başkası yüklenmez. Peygamber ve Müminler, Rabbimiz! Eğer unutursak, bir işte hata yaparsak yahut kasıtsız olarak bir söz söyleyecek olursak bizden önce zulümleri sebebiyle cezalandırdığın Yahudiler gibi bizi de cezalandırma. Rabbimiz! Emirlerden ve yasaklardan gücümüzün yetmeyeceği ve bize meşakkat verecek şeyleri bize yükleme. Günahlarımızı bağışla. Bizi affet ve fazlın ile bize merhamet et. Sen bizim mevlamız ve yardımcımızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.","Elif, Lâm, Mîm: Huruf-u Mukatta'adır. Bunun aynısı daha önce Bakara suresinde geçmiştir. Araplar, bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek hususunda aciz kalmışlardır. Hâlbuki Kur'an, surenin kendisi ile başladığı ve Arapların da sözlerini kendisi ile meydana getirdiği bu harflerden oluşmaktadır.","Allah, O'ndan başka ibadete layık hiçbir hak ilah yoktur. O, ölümsüz olan ve kendisinde hiçbir eksikliğin de olmadığı, kemal bir hayat sahibidir. O; Kayyûm'dur: Kendi nefsi ile kaimdir, kullarından hiç kimseye muhtaç değildir. Bütün mahlukat O'nun ile kaimdir. Her hallerinde O'ndan müstağni değillerdir.","3-4 Ey Peygamber! Haberleri doğru, hükümleri adaletli ve önceki ilahi kitaplara da uygun olan Kur'an'ı sana indiren O'dur. Bu kitapların arasında bir çelişki yoktur. O, Kur'an'ı sana indirmeden önce Tevrat'ı, Musa, İncil'i de İsa -aleyhimesselam-'a indirendir. Bu ilahi kitapların hepsi insanların din ve dünyalarının iyi olması hususunda hidayet ve irşat eder. O; Hak ile batılın, hidayet ile sapıklığın kendisi ile bilindiği Furkan'ı indirdi. Allah'ın sana indirdiği ayetleri inkâr eden kâfirler var ya işte onlar için çetin bir azap vardır. Allah; hiç bir şeyin O'na üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Peygamberlerini yalanlayanlardan ve emrine karşı gelenlerden intikam alandır.","3-4 Ey Peygamber! Haberlerinin doğru, hükümlerinin adaletli olduğu ve önceki ilahi kitaplara da uygun olan Kur'an'ı sana indiren O'dur. Bu kitapların arasında bir çelişki yoktur. O, Kur'an'ı sana indirmeden önce Tevrat'ı, Musa, İncil'i de İsa -aleyhimesselam-'a indirendir. Bu ilahi kitapların hepsi insanların din ve dünyalarının iyi olması hususunda hidayet ve irşat eder. O; Hak ile batılın, hidayet ile sapıklığın kendisi ile bilindiği Furkan'ı indirdi. Allah'ın sana indirdiği ayetleri inkâr eden kâfirler var ya işte onlar için çetin bir azap vardır. Allah; hiç bir şeyin O'na üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Peygamberlerini yalanlayanlardan ve emrine karşı gelenlerden intikam alandır.","Allah’a yer ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz. O'nun ilmi gizli ve açık her şeyi kuşatmıştır.","O, annelerinizin rahminde size erkek ya da dişi, güzel ya da çirkin, siyah ya da beyaz olmak üzere dilediği gibi şekil verendir. O'ndan başka ibadete layık hak ilah yoktur. O, hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Yaratmasında, idare etmesinde ve şeriatında hikmetli olandır.","Ey Peygamber! Kur'an'ı sana indiren O'dur. Kur'ân'ın bazı ayetleri vardır ki bunların delalet ettiği anlam açıktır. Herhangi bir karışıklık yoktur ve bunlar kitabın aslı ve çoğunluğudur. İhtilaf edildiğinde de bu ayetlere müracaat edilir. Kur'an'ın ayetlerinden bazıları da vardır ki, bu ayetler birden çok anlama gelebilmektedir ve bu ayetlerin anlamları insanların çoğuna açık gelmez. Kalplerinde eğrilik bulunan kimseler anlamı açık olan -muhkem- ayetleri bırakıp anlamı muhtemel ve açık olmayan müteşâbih ayetleri alırlar. Yaptıkları bu şeyle insanları şüpheye düşürmeyi ve saptırmayı amaçlamakta ve kendi batıl mezhep ve görüşlerine uygun olması için kendi yanılgılarına göre müteşabih ayetleri tevil etmektedirler. Bu ayetlerin anlamlarının hakikatini ve ulaşılması gereken tevillerini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşmiş olan temiz akıl sahipleri: \"Kur'ân'ın tamamına iman ettik, çünkü onun tamamı Rabbimizin katındandır\" derler. Bunlar; müteşâbihi muhkem ile tefsir ederler. Doğru akıl sahiplerinden başkası düşünüp sakınmaz.","Bu ilimde derinleşmiş olan akıl sahipleri şöyle derler: Rabbimiz bizi doğru yola ilettikten ve sapmış olan kimselerin meylettiği şeylerden selamette kıldıktan sonra kalplerimizi meylettirerek haktan saptırma! Bize, kendisi ile kalplerimizin hidayet bulacağı o geniş rahmetinden ver ve bizi bu hidayet ile sapmaktan muhafaza eyle! Muhakkak ki sen çok veren ve çokça bağışlayansın.","Rabbimiz! Muhakkak ki sen; gerçekleşeceği hakkında hiçbir şüphe olmayan o gün, insanları hesaba çekilmeleri için bir araya getireceksin. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen sözünden dönmezsin.","Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler var ya, işte malları ve evlatları dünyada ve ahirette, onlardan Allah'ın azabını savamazlar. Bu sıfatlar ile sıfatlanıp, nitelenen kimseler işte onlardır. Onlar; kıyamet günü cehennem ateşinin kendisi ile tutuşturulacağı odunlardır.","İşte bu kafirlerin hali, Allah'ı inkâr edip O'nun ayetlerini yalanlayan firavun ailesi ve ondan öncekilerin hali gibidir. Allah, günahları sebebi ile onlara azap edecektir. Onlara malları ve evlatları fayda vermeyecektir. Kendisini inkâr edenler ve ayetlerini yalanlayanlar için Allah'ın azabı şiddetlidir.","Ey Peygamber! Dinlerindeki bütün ayrılıklarına rağmen kâfirlere de ki: Yakında müminler tarafından yenilgiye uğratılacak ve küfür üzere öleceksiniz. Allah sizi cehennemde toplayacaktır. Orası sizin için ne kötü yataktır.","Bedir günü, birbirlerine karşı savaşmak için karşı karşıya gelen iki grupta sizin için ibret ve deliller vardır. Bu gruplardan biri; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve onun ashabıdır. Onlar, Allah'ın kelimesinin yüce olması için Allah yolunda savaşanlardır. Kafirlerin kelimesi ise alçak ve düşüktür. Diğer grup ise övünme, riya ve asabiyet ile çıkan Mekke kafirleridir. Müminler, onları gözleriyle hakikaten kendilerinin iki katı olarak gördüler. Allah, dostlarına yardım etti. Allah, yardımı ile dilediğini destekler. İşte bunda, sayıları az da olsa yardımın iman ehli için olduğuna ve sayıları çok da olsa yenilginin kafirler için olduğuna dair basiret sahipleri için ibret ve nasihat vardır. ","Allah Teâlâ, bir imtihan olarak kadınlar, evlatlar, altın ve gümüşten biriktirilmiş olan mallar, develer, davarlar, inekler, eğitilmiş güzel cins atlar ve ekinlerden oluşan dünyevi arzuları insanlara çekici ve hoş gösterdiğini haber vermiştir. Bunlar belirli bir müddet istifade edilen ve sonra yok olan dünya metasıdır. Müslümanın bunlara bağlanmaması gerekir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır. Orası; genişliği gökler ve yer kadar olan cennettir.","Ey Peygamber de ki: Size, bu arzulardan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? İtaat ederek ve isyanı terk ederek Allah'tan sakınanlara, saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akan, cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar ve onlar ölmeyecekler ve yok olmayacaklardır. Onlar için yaratılış ve ahlak olarak her türlü kötülükten uzak temiz eşler vardır. Bununla birlikte onlara Allah’ın rızası vardır. Allah, onlara ebediyen gazap edip, öfkelenmez. Allah, kullarının hallerini hakkıyla görendir. O'na bunlardan hiçbir şey gizli kalmaz. O, kullarına, yaptıkları amellerine göre karşılık verecektir.","Cennet ehli dualarında Rablerine şöyle yalvarırlar: \"Rabbimiz! Biz, sana kesin olarak iman ettik. Resullerine indirdiklerine iman ettik. Senin şeriatine (dinine) tabi olduk. Bizim işlediğimiz günahları bağışla ve bizi ateşin azabından koru!\"","(Onlar): İtaatleri yerine getirmede, kötü amelleri terk etmede ve başlarına gelen musibetlerde sabreden kimselerdir. Onlar; sözlerinde ve amellerinde sadık olanlardır. Onlar; Allah'a tam bir şekilde boyun eğip itaat edenlerdir. Onlar; Allah yolunda infak eden ve gecenin sonlarında Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir. Çünkü bu vakit; duanın kabul edilmesine en yakın olan vakittir. Bu vakitte kalp, kendisini alıkoyacak şeylerden uzak olur.","Allah, Kendisinden başka ibadete layık hiçbir hak ilah olmadığına şahitlik eder. Bu da O'nun ilahlığına delalet eden şeri ve kevnî ayetler iledir. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de bunu açıklamaları ve tevhide davet etmeleri ile şahittirler. Aynı şekilde şahitlik edilecek en yüce şey olan Allah'ın tevhidine (birliğine) ve O'nun yaratmasında ve şeriatinde adalet ile kaim olduğuna da şahitlik ederler. O'ndan başka (hak) ilah yoktur. O, yücedir, kimse O’na üstün gelemez. O, yaratmasında, düzenlemesinde ve şeriat kılmasında hikmetlidir.","Allah katındaki makbul olan din; ancak İslam'dır. İslam, itaat ile sadece Allah'a boyun eğmek, kulluk ile O'na teslim olmaktır. Aynı şekilde peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kadar resullerin tamamına iman etmektir. Allah, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile geçmiş dinleri sona erdirmiştir. O'nun şeriatinden başkasını kabul etmez. Yahudi ve Hristiyanlar, kendilerine ilim geldikten sonra ve ancak kendilerine hüccet ikame edildikten sonra, dinlerinde gruplar ve fırkalar olarak ayrıldılar. Kim, Allah’ın, peygemberlerine indirdiği ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, inkâr edenlerin ve peygamberlerini yalanlayanların hesabını çok seri bir şekilde görendir.","Ey Peygamber! Sana indirilen hak hususunda seninle tartışmaya girerlerse onlara cevap olarak şöyle de: Allah Teâlâ'ya iman ederek ben, bana tabi olanlarla birlikte Allah'a teslim oldum. Ey Peygamber! Kitap ehline ve müşriklere deki: Sizler de Allah'a karşı ihlaslı bir şekilde ve benim getirdiklerime tabi olarak teslim oldunuz mu? Eğer onlar, Allah'a teslim olurlar ve senin şeriatine tabi olurlarsa hidayet yolunu tutmuş olurlar. Eğer onlar, İslam'dan yüz çevirirlerse senin üzerine düşen ancak kendisi ile gönderildiğin şeyi onlara tebliğ etmektir. Artık onların işi Allah'a kalmıştır. Allah Teâlâ, kullarını hakkıyla görendir. Her amel edene amel ettiği şeyin karşılığını verecektir.","Allah'ın, kendilerine indirdiği hüccetlerini inkâr edenler, peygamberlerini ancak zulüm ve düşmanlık ile haksız yere öldürürler. İnsanlardan adaleti emredenleri öldürürler. Onlar iyiliği emredip kötülükten sakındıranlardır. O katil kâfirleri elem verici bir azap ile müjdele!","İşte bu vasıflar ile vasıflananlar var ya onların amelleri boşa gitmiştir. Onlar, Allah'a iman etmemeleri sebebi ile amellerinden dünyada ve ahirette hiçbir şekilde istifade edemezler. Azabı kendilerinden savacak olan bir yardımcıları da yoktur.","Ey peygamber! Allah'ın kendilerine Tevrat'tan ilim ve senin peygamberliğinin delalet ettiği deliller verdiği Yahudilerin halini görmedin mi? Onlar, ihtilaf ettikleri hususlarda aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabı Tevrat'a çağrılıyorlar da sonra onlardan âlim ve yönetici olanlardan bir kısmı bundan dönüp uzaklaşıyor. Onlar, kendi arzularına uymadığı için Tevrat'ın hükmünden yüz çeviriyorlar. Hâlbuki -kendilerinin Tevrat'a tabi olan kimseler olduklarını iddia eden bu kimselerin- aralarında hüküm verilmesi için Tevrat'a başvuran en hızlı kimseler olmaları gerekirdi.","Bu, haktan yüz çevirmek ve vazgeçmektir. Çünkü onlar ateşin, kıyamet günü onlara sayılı günlerin dışında dokunmayacağını ve sonra cennete gireceklerini iddia etmişlerdir. Yalanlar ve batıl şeyler ile uydura geldikleri bu zanları onları aldattı. Allah'a ve dinine karşı cüretkâr davrandılar.","O gün onların halleri ve pişmanlıkları nasıl olur? Çok kötü olur. Hakkında şüphe olmayan o gün, kıyamet günüdür, onları hesap için toplarsak, iyiliklerinden eksilterek zulüm edilmeyecek ya da kötülüklerinde de herhangi bir arttırma yapmaksızın her nefse hak ettiği kadar verilecektir.","Ey Peygamber! Rabbini överek ve yücelterek de ki: Allah'ım! Dünyada ve ahirette hakimiyetin yegane maliki Sensin! Allah’ım! Mülkü yarattıklarından dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün bunlar, senin hikmetinle ve adaletinledir. Hayır tek başına sadece senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.","Kudretinin göstergelerinden biri de geceyi gündüze geçirirsin. Böylece gündüz vakti uzar. Gündüzü gecenin içine sokarsın ki, böylece gece uzar. Kâfirden Mümini, taneden ekini çıkardığın gibi, ölüden diriyi çıkarırsın. Tavuktan yumurtayı, müminden kâfiri çıkardığın gibi diriden ölüyü çıkarırsın. Sen, dilediğini geniş bir şekilde hesapsızca ve sayısızca rızıklandıransın. ","Ey Müminler! Sakın Müminleri bırakıp da sevip, yardım ederek kâfirleri veli/dost edinmeyin. Kim bunu yaparsa, Allah’tan uzaklaşmış, Allah da ondan uzaklaşmıştır. Ancak onların hükümranlığında olmanız ve size gelebilecek tehlikelerden korunmanız başkadır. Onlara karşı düşmanlığı gizlemekle birlikte onların eziyetlerinden korunmak için onlara karşı yumuşak söz söylemenizde ve yumuşak davranmanızda bir sıkıntı yoktur. Allah, sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Sakın O'na isyan ederek gazabına uğramayın. Kıyamet günü amellerinin karşılığını kendilerine vermek üzere kulların dönüşü sadece Allah’adır.","Ey Peygamber! De ki: Allah'ın yasakladığı şeylerden olan kâfirleri dost edinmek gibi hususları içinizde gizleseniz de açıklasanız da Allah, onu bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.","Kıyamet günü, her nefis hiçbir eksiklik olmaksızın hayır olarak yaptığı ameller ile karşılaşacaktır. Kötü ameller yapanlar ise işlediği kötü ameller ile kendisi arasında büyük bir zaman farkı olmasını temenni edecektir. Onun bu temenni ettiği nasıl olacak! Allah, sizi, kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Günah işleyerek kendinizi O'nun gazabına sokmayın. Allah, kullarına çok merhametlidir. Bundan dolayı Allah, sizi uyarmakta ve korkutmaktadır.","Ey Peygamber! De ki: Eğer gerçekten Allah'ı seviyorsanız açık ve gizli olarak benim getirdiğime tabi olun. Böylece Allah'ın sevgisine nail olursunuz ve O, sizin günahlarınızı bağışlar. Allah, kullarından O'na tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir.","Ey Peygamber! De ki: Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak Allah’a ve resulüne itaat edin! Eğer bundan yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kendi emrine ve resulünün emrine muhalefet etmeleri sebebiyle kâfirleri sevmez.","Allah, Âdem -aleyhisselam-'ı seçti ve meleklerini ona secde ettirdi. Nuh -aleyhisselam-'ı seçti ve O'nu yeryüzündeki ilk resul kıldı. İbrâhîm -aleyhisselam-'ı seçti ve peygamberliği onun neslinde kalıcı kıldı. İmrân ailesini seçti ve bunları kendi zamanlarının halkına üstün kıldı.","İşte isimleri zikredilmiş olan bu peygamberler ve bunların yoluna tabi olanlar var ya; bunlar Allah'ı birlemede ve salih amel işlemekte birbirlerinin soylarından gelen nesildir. Bunlar, faziletleri ve güzel ahlakı birbirlerine miras olarak bırakırlar. Allah, kullarının sözlerini hakkıyla işiten ve yaptıkları amelleri hakkıyla bilendir. Bunun içindir ki O, onlardan dilediğini tercih eder ve dilediğini seçer.","Ey Peygamber! Hatırla! Hani bir gün Meryem -aleyhisselam-'ın annesi ve aynı zamanda İmrân’ın karısı: \"Rabbim! Ben, karnımdakini halisane bir şekilde senin rızan için ve her şeyden azatlı bir kul olarak senin evine hizmet etmesi için sana adadım. Bunu benden kabul buyur. Şüphe yoktur ki sen, duamı hakkıyla işiten ve benim niyetimi hakkıyla bilensin.\" demişti.","Hamilelik süresi tamamlanınca karnındakini doğurdu ve özür diler bir şekilde -karnında taşıdığının erkek olmasını arzuluyordu- şöyle dedi: Ey Rabbim! Ben, onu kız doğurdum. Hâlbuki Allah, onun neyi doğuracağını en iyi bilendir. Onun temenni ettiği erkek yaratılış ve güç olarak ona verilen kız gibi değildi. Sonra şöyle dedi: \"Adını Meryem koydum, onu da onun soyunu da senin rahmetinden kovulmuş olan şeytandan sana sığındırıyorum.\" dedi.","Allah, onun bu adağını güzel bir kabul ile kabul etti, onu güzel bir şekilde yetiştirdi ve onun kalbinin üzerine kullarından salih kimselerin şefkatinden koydu. Zekeriya -aleyhisselam-'ı da onu bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse yanında kolay elde edilmiş ve güzel yiyecek bulur ve Meryem'e hitaben: \"Ey Meryem! Sana bu rızık nereden geldi?\" dediğinde Meryem cevap olarak şöyle derdi: \"Bu rızık, Allah katındandır! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız olarak bol rızık bağışlar.\"","Zekeriya -aleyhisselam-, İmran'ın kızı Meryem'e Allah Teâlâ'nın alışılmış olarak verdiğinden farklı olarak ona rızık verdiğini gördü. Kendisi yaşı ilerlemiş, hanımı da kısır olduğu halde Allah'ın ona bir çocuk vermesini ümit ederek şöyle dedi: \"Ey Rabbim bana güzel bir evlat ver! Muhakkak ki sen, dua edenin duasını işitir ve onun duasına icabet edersin.\"","Zekeriya -aleyhisselam-, ibadet mekanında, namazda, kıyamda iken melekler ona seslenerek şöyle dediler: Allah, seni doğacak ve ismi Yahyâ olacak olan bir evlat ile müjdeliyor. Allah'tan bir kelimeyi Meryem'in oğlu İsâ’yı doğrulayıcı olması -ki o Allah tarafından bir kelime olarak özel bir yaratılış ile yaratılmıştır- bu çocuk (Yahyâ) ilimde ve ibadette kavminin efendisi, nefsini kadınlara yaklaşmak gibi şehevî arzularından engellemesi, zamanını Rabbine ibadete ayırması ve -yine- salihlerden bir peygamber olması ile bilinmiştir.","Melekler, Yahya -aleyhisselam- ile müjdelediği zaman Zekeriya -aleyhisselam- şöyle dedi: \"Ey Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken (doğuramayacak halde iken) nasıl benim bir oğlum olacak!\" dedi. Allah, onun bu sözüne cevap olarak şöyle buyurdu: \"Senin yaşlı olduğun ve eşinin de kısır olduğu halde Yahya'nın yaratılması; Allah'ın normal yaratmasının tersine olağan üstü yaratışı gibidir. Çünkü Allah, her şeye kadirdir, hikmeti ve ilmi ile dilediğini yapar!\"","Zekeriyya: “Ey Rabbim! Hanımımın benden hamile kalacağına dair bana bir işaret göster” diye niyaz etti. Allah da: \"Senin talep ettiğin delil şudur ki: Herhangi bir rahatsızlığın olmadığı halde insanlar ile üç gün üç gece boyunca işaret ve benzeri şeylerle anlaşmak dışında hiç konuşmamaktır.\" dedi. \"O halde sen, gecenin sonunda ve başında Allah'ı çokça zikret ve tespih et.\"","Ey peygamber! Hani bir zamanlar meleklerin, Meryem -aleyhisselam-'a şöyle dediklerini hatırla: \"Ey Meryem! Allah seni, senin vasıflanmış olduğun övgüye değer özellikler sebebi ile seçti. Seni eksikliklerden temizledi ve seni yaşadığın zamandaki dünya kadınlarına üstün kıldı.\"","Ey Meryem! Namazda kıyamını uzun tut! Rabbine secde et ve kullarından salih kimselerin rükû ettiği gibi rükû edenlerle birlikte rükû et.","Zekeriyya ve Meryem -aleyhimesselam-'dan sana zikretmiş olduklarımız, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ey Peygamber! O âlimler ve salih kimseler, hangisinin Meryem'in yetiştirilmesi hakkında daha çok hak sahibi olduğu konusunu tartışırlarken sen onların yanlarında değildin. Öyle ki onlar kalemlerini koyarak kura çekmişler ve Zekeriya -aleyhisselam-'ın kalemi çıkmış ve kurayı kazanmıştı.","Ey Peygamber! Meleklerin; Ey Meryem! Muhakkak ki Allah seni, babasız bir evlat ile müjdelemektedir. O, Allah'tan bir kelimedir, dediklerini hatırla. Allah, ona \"Ol\" demiş, o da Allah'ın izni ile bir çocuk oluvermişti. Bu çocuğun ismi, Meryemoğlu İsâ'dır. Onun dünyada ve ahirette yüce bir makamı vardır. Allah Teâlâ'ya yakınlaştırılmış olan kimselerdendir.","O, insanlarla küçük bir çocuk iken henüz konuşma vaktinden önce konuşacaktır. Aynı şekilde gücü ve erkekliği kemale ermiş büyük bir kimse iken de konuşmuş, dinî ve dünyevi işlerinde onların hayrına olan şeyleri haber vermiştir. Yine o, sözlerinde ve amellerinde salihlerdir.","Meryem, kocası olmaksızın bir çocuk sahibi olacağına şaşırarak şöyle dedi: Helâl ya da haram olarak bana bir beşer yakınlaşmamışken nasıl çocuğum olabilir? (Melek ona şöyle dedi:) İşte böyle! Allah senin için babasız bir çocuk yarattığı gibi alışılmışın ve olağanın tersine bir şekilde de istediğini yaratır. O, bir işin olmasını istediği zaman ona: “Ol” der ve o da hemen oluverir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.","Allah ona yazmayı, doğru söz söylemeyi, söz ve amellerde başarılı olmayı öğretendir. Aynı şekilde O'na Musa -aleysisselam-'a indirdiği kitap olan Tevrat'ı ve indireceği İncil'i öğretendir.","Allah, -işte böylece- onu, İsrailoğulları'na resul olarak göndermiştir. O, (İsa -aleyhisselam-) şöyle demiştir: Ben size gönderilmiş olan bir elçiyim. Size, benim peygamberliğime delalet eden alametler ile geldim. Bu alametler: Ben size çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle, o hemen canlı bir kuş oluverecektir. Doğuştan kör olan kimseyi iyileştireceğim ve o hemen görecektir. Alaca hastalığı olanın cildi eski haline geri gelecektir. Aynı şekilde ölüleri de (Allah'ın izni ile) dirilteceğim. Bunların hepsi Allah'ın izni ile olmaktadır. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. Size haber verdiğim bu büyük şeyleri yapmaya hiçbir beşer güç yetiremez. Bütün bunlar, zikredilen alametlerin benim size Allah tarafından bir elçi olarak gönderildiğime dair açık delil olmasından dolayıdır. Eğer iman etmeyi istiyor ve delilleri tasdik ediyorsanız bu böyledir.","Aynı şekilde benden önce Tevrat'ta indirilen şeyleri doğrulamak için geldim. Bir kolaylık ve bir hafifletme olarak daha önce size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere geldim. Yine size söylediklerimin doğruluğuna delalet eden açık delillerle geldim. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan korkun ve sizi davet ettiğim şeylerde bana itaat edin!","Çünkü Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Tek başına ibadet edilmeye ve kendisinden sakınılmaya layık olan da O'dur. Benim, size Allah'a ibadet etmenizi ve O'ndan sakınmanızı emrettiğim, içerisinde hiç eğrilik olmayan dosdoğru yol budur.","İsâ -aleyhisselam- İsrailoğulları'nın küfürde ısrar ettiklerini anlayınca onlara hitaben; \"Allah'a davette bana kim yardım edecek?\" dedi. İsa -aleyhisselam-'a tabi olanlardan seçkin olan kimseler; \"Biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik ve O'na tabi olduk.\" dediler. \"Ey İsa! Bizim, Allah'ı birleyerek ve O'na itaat ederek boyun eğdiğimize şahit ol!\"","Havâriler şöyle dediler: \"Rabbimiz! İncil'den bize indirdiğine iman ettik ve İsâ -aleyhisselam-'a tabi olduk. Bizleri, sana ve senin resullerine iman edip hakkıyla şahitlik edenlerle beraber kıl!\"","İsrailoğulları'ndan kâfir olanlar, İsa -aleyhisselam-'ı öldürmeye çalışarak tuzak kurdular. Allah da (bu tuzaklarına karşılık olarak) onları sapıklıkta bırakarak tuzak kurdu ve başka bir adamı İsâ -aleyhisselam-'a benzetti. Allah, tuzak kurucuların en hayırlısıdır. Çünkü düşmanlarına karşı Allah Teâlâ'nın tuzağından daha şiddetlisi yoktur.","Allah, onlara tuzak kurdu ve İsa -aleyhisselam-'a hitaben şöyle buyurdu: \"Ey İsa! Ben seni (şuan) ölüm yaşatmadan kabzedeceğim. Seni, ruhun ve bedeninle birlikte kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerin pisliklerinden temiz tutup onlardan uzaklaştıracağım. Hak din üzere sana tabi olanları -bunun özelliklerinden bir tanesi de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmektir- delil ve izzet ile (destekleyerek) kıyamet gününe kadar kâfirlerden üstünde tutacağım. Sonra kıyamet günü dönüşünüz sadece bana olacak. İhtilaf ettiğiniz konularda sizin aranızda hak ile hüküm vereceğim.\" diye buyurdu.","Seni ve kendilerine getirdiğin hakkı inkâr edenler var ya, onları dünyada öldürme, esir alma ve aşağılama ile şiddetli bir azaba uğratacağım. Ahirette ise onları cehennem azabına uğratacağım. Onlardan azabı savacak bir yardımcıları da olmayacak.","Sana ve senin kendilerine getirdiğin hakka iman edip; namaz, zekât, oruç, sıla-i rahim ve diğer salih amelleri işleyenlere gelince, Allah onlara amellerinin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeksizin tam olarak verecektir. Bu söz, gönderileceğini bizzat Mesih'in müjdelediği Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gelmesinden önce Mesih İsa -aleyhisselam-'a tabi olanlar hakkındadır. Allah, zalimleri asla sevmez. Allah Teâlâ'ya ortak koşmak ve O'nun resullerini yalanlamak zulmün en büyüklerindendir.","Sana İsa -aleyhisselam-'ın haberinden okuduklarımız, senin üzerine indirilenlerin doğruluğuna delalet eden apaçık alametlerdendir. O, Allah'tan hakkıyla sakınanlar için bir hatırlatmadır. Batılın kendisine ulaşamayacağı muhkem bir zikirdir.","Allah katında İsa -aleyhisselam-'ın yaratılış örneği Âdem’in annesiz ve babasız olarak topraktan yaratılması gibidir. Allah, ona (Âdem'e): \"Ol!\" dedi, o da Allah Teâlâ'nın dilediği gibi oluverdi. İsa, babasız bir şekilde yaratıldığı halde nasıl olur da delilsiz bir şekilde onun ilah olduğunu iddia ederler. Hâlbuki onlar, Âdem'in babasız ve annesiz olarak yaratılmış olmasıyla beraber onun beşer olduğunu kabul ediyorlardı.","İsa -aleyhisselam- hakkında Rabbinden sana indirilenler, içerisinde hiç şüphe olmayan gerçeklerdir. Sakın bu hususta şüpheyle, tereddüt edenlerden olma! Aksine sana düşen, bulunduğun hak üzerinde sebat etmendir.","-Ey Peygamber!- Necrân Hristiyanlarından her kim sana gelen doğru ilimden sonra İsa -aleyhisselam- hakkında, Allah'ın kulu olmadığı iddiası ile seninle tartışacak olursa, de ki: \"Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve sizleri çağıralım ve hepimiz toplanalım. Sonra da dua ederek sizden ve bizden olan yalancılara lanetini indirmesi için Allah'a yalvaralım.\"","Sana İsa -aleyhissellam- hakkında zikrettiğimiz, içerisinde yalan ve şüphe olmayan gerçek haberdir. Hak olarak ibadet edilecek tek ilah Allah'tır. Şüphesiz ki Allah, mülkünde Azizdir. İdaresinde, işinde ve yaratmasında da Hakîmdir.","Eğer senin getirdiğin şeyden yüz çevirirler ve sana tabi olmazlarsa işte bu, onların bozguncu olmalarındandır. Allah, yeryüzünde bozgunculuk eden kimseleri hakkıyla bilendir ve onları bu yaptıklarına karşılık cezalandıracaktır.","Ey Peygamber! Yahudi ve Hristiyanlardan oluşan kitap ehline de ki: Ey Ehlikitap! Hepimizin eşit olacağı tek bir söz üzerinde bir araya gelelim. İbadette Allah'ı birleyip O'nunla birlikte derecesi ve makamı ne kadar yüce olursa olsun bir başkasına ibadet etmeyelim ve birbirimizi kendisine ibadet edilen ve boyun eğilen Allah'tan başka rabler edinmeyelim. Eğer onlar senin onları hak ve adalet ile davet ettiğin bu şeyden uzaklaşırlarsa -ey Müminler!- deyin ki; şahit olun ki biz Allah Teâlâ'ya teslim olduk ve itaatle O'na boyun eğdik.","Ey Ehlikitap! İbrahim'in dini hakkında niçin tartışıyorsunuz? Yahudiler İbrahim -aleyhisselam-'ın Yahudi olduğunu Hristiyanlar da onun Hristiyan olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki sizler, Yahudilik ve Hristiyanlığın İbrahim -aleyhisselam-'ın ölümünden çok uzun zaman sonra ortaya çıktığını biliyorsunuz. Sizler bu sözlerinizin batıl olduğunu ve iddialarınızın da hatalı olduğunu akıllarınız ile idrak etmiyor musunuz?","Ey Ehlikitap! Sizler ilminizin olduğu kendi dininiz ve size indirilen hakkında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile tartıştınız. İlminizin olmadığı, sizin kitaplarınızda olmayan ve peygamberlerinizin de haber vermediği şey olan İbrahim -aleyhisselam- ve dini hakkında neden tartışıyorsunuz ? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz. İşleri ve hakikatini Allah bilir, siz bilmezsiniz.","İbrahim -aleyhisselam- ne Yahudilik ve ne de Hristiyanlık dini üzere idi. Bilakis, o batıl dinlerden yüzünü çevirmiş, hanif (şirkten uzak) Allah Teâlâ'yı birleyen bir Müslümandı. Müşrik arapların iddia ettiği gibi müşriklerden değildi ve onların dinine de asla tabi olmadı.","Şüphesiz İbrahim’e bağlı olma hususunda en çok hak sahibi olan kimseler, İbrahim -aleyhisselam-'ın zamanında onun getirdiğine tabi olanlardır. Yine bu hususta en çok hak sahibi olanlar, Nebî Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ve bu ümmetten ona iman edenlerdir. Allah, müminlerin yardımcısı ve koruyucusudur.","Ey Müminler! Kitap ehlinden olan Yahudi ve Hristiyan din adamları Allah'ın sizleri ulaştırdığı hak yoldan saptırmayı temenni etmektedirler. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Çünkü onların müminleri saptırmak için çabalamaları kendilerinin sapkınlığını arttırmaktadır ve onlar yaptıklarının sonucunu da bilmemektedirler.","Ey Yahudi ve Hristiyanlardan oluşan kitap ehli! Allah'ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz. Hâlbuki Muhammed -salallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine delalet eden Allah'ın ayetleri size indirilmekte ve sizler, onun kitaplarınızın delalet ettiği hak olduğuna şahitlik etmektesiniz.","Ey Ehlikitap! Sizler, hak ile batılı, sapıklık ile de hidayeti bildiğiniz halde kitabınızda indirilen hakkı niçin batıl ile karıştırıyorsunuz, onda olan hak ve hidayeti gizliyorsunuz? Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin doğruluğu da sizin sakladığınız hakkın bir kısmıdır. Hâlbuki, siz hakkı batıldan hidayeti de sapıklıktan ayırt edebiliyorsunuz.","Ehlikitap âlimlerinden bir topluluk: \"İman edenlere indirilen Kur'an'a gündüzün başında (sabah vakti) görünüşte iman edin ve günün sonunda (akşam vakti) ise inkâr edin. Bu şekilde iman edenler,  umulur ki onların dinine iman edip sonra kâfir olmanız sebebiyle şüpheye düşerek ‘’Allah’ın kitabı hakkında bizden daha bilgili oldukları halde ondan döndüler’’ diyerek dinlerinden dönerler dediler. ","(Yine onlar) Şöyle derler: \"Sizin dininize uyanlardan başkasını tasdik etmeyin” Ey Peygamber! De ki: “Hidayete ileten doğru yol, Allah Teâlâ'nın yoludur. Yoksa sizin üzerinde olduğunuz yalan ve inat yolu değildir. Zira sizler onlara gönderilen dine iman etmeniz durumunda Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirmelerinden korktuğunuz için size bahşedilen nimetlerin bir başkasına da verilmesinden çokça korkup, endişe edersiniz. Ey Peygamber! De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu kullarından dilediğine verir. Lütfu ile ihsanda bulunmayı sadece bir ümmetle sınırlı kılmaz. Allah, ihsanı bol ve geniş olan ve bunu kimin hakettiğini hakkıyla bilendir.","Allah rahmetini kullarından dilediğine has kılar. Ona fazlından hidayet, peygamberlik ve çeşitli lütuflarda bulunur. Allah, büyük ve sınırsız lütuf sahibidir.","Kitap ehlinden; bazı kimseler vardır ki, kendilerine çokça emanet olarak mal versen, o emanet edilen malı sana iade edip, geri verirler. Onlardan, bazıları da vardır ki, az miktarda bir malı kendilerine emanet olarak versen, sıkıştırıp kendisinden istemedikçe o malı sana asla geri vermezler. Bu, onların: \"Arapların mallarını haksız bir şekilde yememize karşılık olarak üzerimize bir sorumluluk yoktur, Allah, bize bunu helal kıldı\" şeklindeki fasit sözü söylemelerinden kaynaklanmaktadır. Onlar, bu yalanı söylemekte ve bunun Allah'a karşı bir iftira olduğunu bilmektedirler.","Gerçek onların dediği değildir. Aksine onların üzerine bir günah vardır. Fakat kim, Allah'a ve resulüne iman etmek için verdiği sözünü tutar, insanlara karşı olan sözünü yerine getirir ve emaneti geri verirse, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'tan sakınmış olur. Muhakkak ki Allah, sakınanları sever ve sakınmalarından dolayı onlara mükâfatın en güzelini verecektir.","Allah'ın, kitabında indirdiği ve rasûllerini, kendisi ile gönderdiği vasiyetine tabi olmayı ve Allah'a karşı olan ahitlerini yerine getirmek hususundaki yeminlerini az bir dünya metaı karşılığında değiştirenler var ya, işte onların ahirette sevap olarak bir nasipleri yoktur. Allah onlar ile kendilerini sevindirecek şekilde konuşmayacak ve kıyamet günü onlara rahmet ile bakmayacaktır. Onları küfürlerinin ve günahlarının kirlerinden arındırmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır.","Yahudilerden bir grup, Allah tarafından indirilmiş olan Tevrat'tan olmadığı halde,Tevrat'ı okuduklarını zannetmeniz için (kitaba bakarak) dillerini eğip bükerler. Hâlbuki o, Tevrat'tan değildir. Bilakis o, onların yalanlarından ve Allah'a karşı attıkları iftiradandır. Onlar: \"Okuduğumuz Allah katından indirilmiştir\" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Onlar Allah hakkında yalan söylerler ve onlar Allah ve resulü hakkında söyledikleri yalanları da bilmektedirler.","Allah, kendi katından bir kimseye indirilmiş bir kitap verdikten, onu ilim ve anlayış ile rızıklandırdıktan ve kendisini peygamber olarak seçtikten sonra o kimsenin,’’ Allah’ı bırakıp, benim kullarım olun’’ demesi doğru değildir. Fakat, onlara şöyle der: \"Kitabı ezberleyerek ve anlayarak ders verdiniz, insanlara indirilmiş olan kitabı öğretmeniz sebebiyle ilimleriyle amel eden âlimler, terbiye ve ıslah eden kimseler olun.\"","Onun size, melekleri ve peygamberleri Allah'tan gayrı olarak ibadet ettiğiniz rabler edinmenizi emretmesi yakışmaz. Siz, Allah'a boyun eğip teslim olduktan sonra onun size Allah'ı inkâr etmenizi emretmesi geçerli olur mu?","Ey Peygamber! Hatırla. Hani Allah tüm peygamberlerden; “Size verdiğim, üzerinize indirdiğim her kitap ve öğrettiğim hikmetten sonra, sizden biriniz bir makama ve mevkiye ulaştıktan sonra size benim katımdan elinizdeki kitabı ve hikmeti doğrulayan bir peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- geldiğinde, ona getirdiği şeyler ile mutlaka iman edecek ve kendisine tabi olarak mutlaka yardım edeceksiniz.” Diye kesin bir söz almıştı. Onlara: \"Ey Peygamberler! Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: \"Kabul ettik\" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: \"Kendi nefislerinize ve ümmetlerinize karşı şahit olun. Ben de size ve onlara karşı sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim\" diye buyurmuştu.","Kim, Allah ve peygamberlerinin şahitlikleriyle verilen bu kesin sözden sonra yüz çevirirse işte onlar, Allah'ın dininden ve taatinden çıkan kimselerdir.","Allah'ın dininden ve taatinden çıkan bu kimseler, Allah'ın, kulları için seçtiği dinden -ki o İslam'dır- başka bir din mi istiyorlar? Oysa göklerde ve yerde var olan bütün yaratılmışlar Müminler gibi isteyerek ya da kâfirler gibi istemeyerek de olsa O'na -Allah Subhânehu'ya- boyun eğmişlerdir. Sonra yaratılmışların tamamı kıyamet günü hesap ve ceza için O'na dönecektir.","Ey Peygamber! De ki: Biz ilah olarak Allah'a iman ettik ve bize emrettiği şeylerde ona itaat ettik. Yine bize indirmiş olduğu vahye, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a ve Yakup'a ve Yakup'un çocuklarından olan peygamberlere indirilene, Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya verilene ve peygamberlerin hepsine indirilen kitaplara ve ayetlere de iman ettik. Bazılarına iman edip bazılarını inkâr ederek onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Bizler tek olan Allah'a boyun eğdik ve Allah Teâlâ'ya teslim olduk.","Kim, Allah'ın razı olduğu din olan İslam'dan başka bir din isterse, Allah bunu ondan kabul etmeyecektir. Ve o, ahirette ateşe girerek hüsrana uğrayanlardan olacaktır.","Allah'a iman edip, resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerinin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine bunların doğru olduğuna delalet eden açık belgeler geldikten sonra Allah, kâfir olan bir kavmi nasıl Allah'a ve resulüne iman etmede muvaffak kılsın! Allah hidayete karşılık sapıklığı tercih eden zalim bir topluluğu iman etmeye muvaffak kılmaz.","Batılı tercih eden o zalimlerin cezası, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetinin onların üzerine olmasıdır. Onlar, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmışlar, kovulmuşlardır.","Onlar cehennemde ebedî olarak kalırlar. Artık onlardan cehennem azabı hafifletilmez ve onlara mazeret sunmaları ve tövbe etmeleri için de mühlet verilmez.","Ancak küfürlerinden ve zulümlerinden sonra Allah'a dönenler ve amellerini düzeltenler var ya, işte onlar müstesnadır. Muhakkak ki Allah, kullarından tövbe eden kimseleri bağışlar ve onlara merhamet eder.","İman ettikten sonra kâfir olanlar ve ölünceye kadar da küfürlerini (inkârlarını) devam ettirenler var ya, (tevbe) vaktinin gitmesi/geçmesi sebebiyle onların ölüm anındaki tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte Allah Teâlâ'ya ulaştıran dosdoğru yoldan sapanlar onlardır.","Kâfir olup küfür üzere ölenler, cehennemden kurtulmak için yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye olarak verse dahi onların hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap onlar içindir. Kıyamet günü onlardan azabı savacak hiçbir yardımcıları da yoktur.","-Ey Müminler!- Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda infak etmedikçe iyilik ehlinin sevabına ve makamına ulaşamazsınız. İster az, ister çok ne infak etmiş iseniz muhakkak ki Allah, niyet ve amellerinizi bilir. Herkesin ameline göre karşılığını verir."]